1. Zonvos Volkswagen Şenliği’nden

27 Ağustos 2017 tarihinde, Özgürlük Yollarında kategorisine Ekin Baykal yazdı. Yorum Yok

Yolculuk başlar…

Ordu’dan 5 araç olmak üzere toplamda 8 vosvos yola koyulduk. Ben, Sinop üzerinden gidelim dedim. Artık otobüslerin gittiği, kamyonların sağ şeritte tırmandığı yollardan bıktım. İstanbul yolundan gitmektense farklı bir yol her zaman tercihimdir diyerek Gerze’den saptık. Hafif çise kendini yağmura bıraktı, Kastamonu’ya yaklaştıkça ise sağnak yağmura yenik düşüp konaklamaya karar verdik. Kastamonu Polis Evi’ne attık kendimizi, bir güzel dinlendik, sabah kahvaltımızı yapıp tekrar harekete geçtik.

Safranbolu

Kastamonu’dan çıkıp Safranbolu’ya geldik. Safranbolu’ya daha önce bir çok kez gelmiştim ama bu sefer daha fazla gezmeye niyetliyim ya, boş durmadım. Önce içini gezebileceğimiz bir konakta bulduk kendimizi, sonrasında közde türk kahvesi içerek yorgunluğumuzu attık. Dolaşırken 1-2 paket lokum aldık, bir kaç tane hediyelik eşya alıp cam terasa gittik. Öncesinde “burası mıymış?” diye söylenirken, sonuçta insan yaptı diyerek sadece iskelenin olduğu yerlere basabildim. Doğukan’ın fotoğrafını çekerken “Doğu şuraya basma cam çatlamış” dediğimde yan tarafta bekleyen teyze hızla uzaklaştı. Tabi o ara ben gülmemek için kendimi zor tuttum. Çıkışa doğru yürürken türk kahvesi standı olan yere geldiğimizde “gençler gelin buraya, bak çıkışı kapatırım yanıma gelin” diye birinin seslendiğini duyduk. Kahve standını bekleyen ablayla saniyeler içinde “ahbap” oluk. Konuşması, kurduğu cümleler ve şeffaflığıyla tam bir Cumhuriyet Kadını. Zaten bu kişiliğini de saklamıyor. Kahve ve su ikram etti. Hatta telefon numarasını bile verdi. Safranbolu’da naptın? deseler artık aklıma gelecek ilk insan. Zorla da olsa ayrıldık oradan, Kibrit’i ve Hodor’u park ettiğimiz yere doğru gidiyoruz. Vosvoslardan inerken dikkatimizi çeken o kötü manzarayı fotoğrafladım. İşte burası Safranbolu, turizm kenti.

 

ve Zonguldak…

Neredeyse 10 defa geçtiğim, o bir sürü tüneli olan Yenice yolundan Zonguldak’a doğru yola çıktık. Önce Devrek’te toplandık. Zonvos ekibiyle selamlaşıp, eşi, dostu gördüm. Anlayacağınız, 1. Zonvos Volkswagen Şenliği’ne ilk adımı attık. Devrek’te, Devrek Belediyesi ve Zonvos’un birlikte organize ettiği kamp alanı içerisinde gelenlere çeşitli ikramlarda bulunuldu. Güzel bir müzik ziyafeti de çektik.

Devrek, bastonlarıyla meşhur bir yermiş. Gelip geçerken tabelalarında bastonları görüyordum ama hiç aklıma gelmezdi. Dünya’da bastonuyla ünlü bir yer yani. Vosvoslarla şehir turu attıktan sonra, belediye meydanındaki konser alanında vosvosları sergiledik. Orada çok ama çok güzel bir müzik dinletisine katıldık. Öğrenciler tarafından oluşturulan koro, belediye tarafından destek görmüş. Biraz da duygusal bir an yaşandı. Kayahan’ın söylediği o meşhur “Gönül Sayfam” şarkısını korodan dinledik. Öncesinde ise koro şefi bize bu şarkının geçmişinden bahsetti ve yazarını sahneye davet etti. Şarkının sözleri aşk adına yazılmış gibi olsa da, yıllar önce kaybettiği kızı için kaleme almış o güzel yürekli anne. Zaten sahnede çok fazla konuşamadı, çok duygulandı. Bizi de duygulandırdı. İyi ki gelmişim dedim.

Konserin ardından küçük yarışmalar yapıldı, sonrasında ise dernek temsilcilerine baston hediye edildi. Olgun abi sahnede şiirini okudu. 1 hafta sürecek olan şenlik, daha ilk günlerinden bile pişman olmayacağımızı gösterdi. Kamp alanına dönüp yorgunlukla erkenden uyuduk.

Günleri ve yerleri karıştırabilirim, anlayış gösterin.
Sabah olduğunda Filyos’a gitmek için yola çıktık, giderken Çaycuma’da durup meydanda yine vosvosları sergiledik. İnsanların ilgisi çok güzel, muhabbetleri çok tatlı. Hava sıcak, bir ağacın altında uyumak istiyor insan. Herkes vosvosunun yanındayken ben biraz çevreyi dolaşmaya çıktım. Geldiğimde bizimkiler çoktaaan çalıştırmış vosvosları. Güzel bir yolun ve yolculuğun ardından Filyos’a geldik. Hava biraz soğuk, biz 3 deli denize girmeye gittik, ayağımızı denize sokup “ben geri dönüyorum” dememiz aynı saniye içerisinde olmuştur. Çok soğuk. O soğukluğu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum. Hiç Erzurum’a gittiniz mi? Kışın gece vakti dışarıda nefes aldığınızda ağzınızın içi buz tutuyor Erzurum’da. İşte bu soğuk ona benziyor. Dalga ayağımıza gelince ayakta bildiğin yokluk hissi oluyor. Ben her zamanki gibi 🙂 ayağımız sudayken Doğukan’ı ve Aziz’i ıslatmaya başladım. Bunlar denize girmiş kadar oldu ve sonra da girdik zaten. Hepimizin denizde kalma süresi yaklaşık 46-47 saniye falan sürmüştür.

 

Kamp alanında oturup, muhabbetimizi ettik. Filyos’ta kaleye çıktık, plajda -söylemesi bile içimi burkuyor, kusura bakmayın-  kimsesiz çocuklarla voleybol maçı yaptık. Öğretmenleri onları alıp gittiğinde biz de kampa döndük. Filyos güzeldi, esnafı güzeldi. Ben bir sabah erkenden kalkıp merkezi gezdim. İnsanlar işe ya da alışverişe gitmek için tren beklerken oturup onları izledim. Belli ki hiçbiri halinden memnun değilmiş gibi, ya da sabahın erken saatinden kaynaklanıyor. Solgun yüzler, asık suratlar. Her sabah alarmın sesine uyan, hazırlan, kahvaltını yapabilirsen yap, tren garına gel ve bekle, bazen geç kal, ara ve gecikeceğini söyle. Ömür böyle ama hayat çok kısa. Değmez!

Filyos’tan ayrılıp Çatalağzı’na geldik.(Geldiğimiz yer umarım Çatalağzı’dır) Güzel bir yeşillik alana geçip dinlendik, öncesinde tabi kahvaltımızı yaptık. Burada bir köfte ikramı oldu, ben de “bu köfteyse önceki yediklerimiz neydi?” dedim. Çok güzeldi, ardından soğuk bi karpuz 🙂 ooohhh! Valla Zonvos misafirlerine paşalar gibi baktı. Hoooop oradan Kilimli’ye geçtik. Öyle ya 1 gece de Kilimli’de konakladık. Burada konser alanında eğlendik, balık restoranına gidip karnımızı doyurduk, isteyen denizine girdi ve akşaaaam konser vardı. Sahneye çıkıp “sanatçıya” Zonvos tişörtü hediye ettim. (Alacağın olsun Melih başkan)

Aradan kaç gün geçti, eksik yazdım mı bilmiyorum ama biz nihayetinde Zonguldak’a geldik. Sahilde vosvosları park ettik. Önceden ayarlanan minibüslerle mağaraları gezdik, maden müzesini ziyaret edip hem üzüldük, hem çok gururlandık. Zonguldak’ın Cumhuriyet’in kurulduğu yıllardaki önemini orada anladım. Kömürün önemini orada bir kez daha öğrendim. Kesinlikle gidilmesi, görülmesi gereken bir yer Maden Müzesi. Ordu doğumlu bir çalışan olduğunu da fotoğraftan anlarsınız.

 

Akşamında Kdz Ereğli’ye yolculuk başladı. Etkinliğin son noktası, belki de en güzel noktası. Sabah kahvaltılarımızın sultanı Neriman ablamızın emeği çok büyüktür. Hakkı nasıl ödenir bilmiyorum

 

.

 

Ereğli’de önce sünnet çocuklarıyla şehir turu attık. Kamp alanına gittik, kurulduk. İzmirlioğlu Huzurevi’ne ziyarette bulunduk. Akşam yemeğimizi onlarla birlikte aynı sofrada yedik. Havva teyzemle orada tanıştım, yeniden görüşeceğimizi en baştan söyledim. Bana “sen neler yapıyorsun?” dediğinde “ben gezmeyi, yolda olmayı çok seviyorum, yeni yerler görmeyi, yeni insanlar tanımayı, dünyayı tanımayı istiyorum” dedim. Hayatımda ilk defa yaşlı birisi bana “en güzelini yapıyorsun, nefes alıp, ayakta durabildiğin sürece istediğin her şeyi yap, gez, gezen hiç kimse açlıktan ölmemiştir, önemli olan da ölmemek” dedi. 40-50 yaş üstü insanlar “bırak artık gezmeyi” derken Havva teyzem aynen bunları söyledi. 7 aydır huzurevi’nde yaşıyor. 6 evladını toprağa vermiş, kalan 1 evladı ise geçirdiği trafik kazasından sonra evden dışarı çıkamayacak duruma gelmiş. Ve Havva teyzenin her şeye rağmen yüzü bazen gülebiliyor. Siz ise canınızı sıktığınız şeylere hayatın zorlukları diyorsunuz. Neyse, bir gün yolunuz Ereğli’ye düşerse uğrayın yanına.

Huzurevi’nden ayrıldık, Havva teyzemizi de aldık, diğer yaşlılarımızı da…
Kdz Ereğli Belediyesi’nin, Zonguldak Volkwagen Dayanışma Derneği ile birlikte organize ettiği sahildeki konser alanına gittik. Vosvosları sıraladık, burada belediye başkanı dernek temsilcilerine plaketlerini verdi. Baktım herkes oturuyor “nasıl olsa beni kimse tanımıyor” diye kalktım ben oynamaya başladım 🙂 Sonra bizimkileri kaldırdım, baktım herkes oynamaya başlamış. Akşamüzeri çok fazla geç olmadan kamp alanına döndük. Ereğli’de 2 ya da 3 gün kaldık. En güzeli ise son geceydi. Kamp alanın ortasına herkes getirdi masasını sandalyesini, teşekkürler edildi, sohbetler, anılar, şarkılar, türküler gece boyunca devam etti.
Çok güzeldi.
Çok çok güzeldi.
1.si yapılan bir etkinlik ne kadar güzel olabilir? sorusunun cevabına bile yetmezdi o güzellik. Sanki yıllardır yapılıyor gibi, gelen konukların bütün ihtiyaçlarının karşılandığı, güler yüzün eksik olmadığı şahane bir etkinlikti. Son güne kadar kalmayanların asla anlayamayacağı kadar güzeldi. Umarım seneye yine olur ve seneye yine orada oluruz.

Ve, son olarak teşekkür köşesini doldurmak gerekirse; Etkinliğin başladığı ilk günden, son gününe kadar bizimle ilgilenen Zonguldak Volkswagen Dayanışma Derneği(Zonvos)’nin değerli üyelerine, Zonvos Dernek Başkanı Melih Öztürk’e, bizi kendi evlatlarından ayırmayan Berkmen Ailesi’ne, Devrek Belediyesi’ne, Kilimli Belediyesi’ne, Çaycuma Belediyesi’ne, Zongulak Belediyesi’ne, Kdz Ereğli Belediyesi’ne, İzmirlioğlu Huzurevi çalışanlarına ve misafirlerine, sahnede emek veren sanatçılara, Ordu’dan yolculuğumuza eşlik eden Vosvos Ordusu aileme, katılan diğer dernek ve kulüplere, bireysel gelen dostlarıma, büyüklerime, gelemeyip destek olan yüreklere ve etkinliğin gizli kahramanlarına teşekkür ederim.

Şehit madencilerimiz ışıklar içinde uyusun.
İyi ki Zonguldak var.